Mehmet Güleç - Eğitimci Yazar
Özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimciler ve sorunları
Bu içerik 28 Şubat 2017 12:36 tarihinde eklendi ve 1.249 kez okundu
Özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimciler ve sorunları

Herkesin bildiği üzere bir atama dönemine daha girmiş bulunmaktayız. Kimi meslektaşımız 657’li olmanın verdiği mutluluk ile sevinecek iken kimi meslektaşımız ise ne yazık ki emeklerinin boşa gitmesi nedeniyle bir kez daha üzülecek. Lakin belirtilmesi gereken önemli bir husus vardır ki o da: ülkemizde öğretmenlerimizin çalışma koşullarının güvencesiz (sözleşmeli) bir durum arz eder olduğu gerçeğidir.

657’li olamayan birçok meslektaşımız özel öğretim kurumlarında “mecburi” olarak çalışmaya devam etmektedir. Devlet okullarında öğretmenler; 657’li-kadrolu, 657-4b’li-sözleşmeli, ücretli, vekil, usta öğretici gibi farklı sıfatlarla tanımlansa da özel öğretim kurumlarında da durum pek farklı değildir. Özel Öğretim Kurumlarında da ders ücretli, yarım kadro, tam kadro, stajyer, uzman eğitici… vs gibi statüler bulunuyor. Atamaları yapılıncaya kadar özel sektörde çalışmaya devam eden adeta “özel sektörü” atamadan önce yani 657’li olmadan önceki “mecburi hizmet yerleri” olarak gören meslektaşlarımızın sesi olmaya çalıştık, bu yazımızda...


Türkiye’nin de altına imzasını attığı, UNESCO ve ILO’nun 5 Ekim 1966 tarihinde ortaklaşa kabul ettikleri “Öğretmen Hakları Statüsü”ne göre: Öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derece etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı vermelidir.


Bizler, 657’li öğretmenlerimizin sorunlarını dile getirirken gördük ki, güvencesiz öğretmenlerimizin sayısı her sene kadrolu öğretmenleri kuşatarak büyümektedir. Hatta atanamayan meslektaşlarımızı da hesaba katınca durum daha da vahim olmaktadır. Eğitim fakültelerinden, fen-edebiyat fakültelerinden mezun genç işsiz öğretmenlerimizin sayısı her sene artmakta buna rağmen her sene sınırlı atamalara bağlanan öğretmen umutları ise atanamayan meslektaşlarımız için hayati bir durum arz eder olmuştur. Her sene KPSS’ye girip atanamayan ya da mülakatta (!) elenen öğretmen sayısı ise çığ gibi yükselmektedir. Bir yanda çalışan öğretmenin emeği değersizleştirilirken öte yandan da işsiz öğretmen kuşatması arttırılmaktadır. Çalışan öğretmenlerin ise (gerek devlette gerekse özel sektörde olsun) işsiz öğretmen baskısı nedeniyle hakları gasp edilmekte, emekleri değersizleştirilmekte ve iş güvenceleri ihlal edilmektedir. Kendilerine güvencesiz de olsa çalışabilmeyi “şans” olarak kabul eden öğretmenlerimiz, özel sektörde de farklı sorunlar ile karşı karşıya kalmaktadır. 

Özel okullardan-dershanelere (özel etüt merkezleri ya da farklı isimlerle kurulmuş kurumlar), meslek edindirme kurslarından-özel eğitim merkezlerine kadar tüm kurumlar Özel Öğretim Kurumu olarak adlandırılır ve MEB’e bağlıdır. 8/2/2007 tarih ve 5580 sayılı kanuna dayanarak açılan özel öğretim kurumlarında çalışan güvencesiz öğretmenlerin çalışma koşulları 4857 sayılı İş Kanununa göre düzenlenmektedir. Sadece ceza ile ilgili durumlarda 657 DMK’na göre karar verilmektedir.

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARINDA ÇALIŞAN ÖĞRETMENLERİMİZİN SORUNLARI

Özel sektörde çalışmak durumunda olan öğretmenlerimiz her sene iş arama endişesi ile karşı karşıya kalmakta ve genellikle de yaz mevsiminde işsiz kalmanın stresini yaşamaktadırlar. Elinde CV (özgeçmişi) ile kapı kapı iş aramak durumunda kalan meslektaşlarımızın iş garantisi ve gelecek güvencesi yoktur. Her sene yenilenen sözleşmeler Eylül ayından Mayıs ya da Haziran ayına kadar olup genellikle 9-10 aylık bir süreyle yapılmaktadır.

Bu durum öğretmenlerin tazminat hakkını ortadan kaldırmakla birlikte yaz aylarında ücret almadan yaşamayı dayatmaktadır. Hatta Ağustos ayında da “Tanıtım Dersleri” kapsamında çoğu zaman ücretsiz şekilde çalışmak durumunda kalan öğretmenlerimiz için her yıl neredeyse 15 günlük emekleri gasp edilmektedir. Yasal olarak 12 aylık sözleşme resmi olarak düzenlenmekte ve MEB’e gönderilmekte ancak 9 ya da 10 aylık hazırlanan ve öğretmenin çalışmasını fiilen bağlayan ikinci bir sözleşme düzenlenmektedir. Bu yasal bir durum değildir. Bu hususla ilgili gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bilhassa yeni mezun olmuş öğretmenlerimizin stajyerlik durumu özel öğretim yöneticileri ve sahipleri tarafından çoğu kez fırsata dönüştürülmekte ve bu durum özel sektörde çalışmak durumunda kalan yeni öğretmenlerimizi kayıt, fotokopi, el ilanı dağıtmak, ücretsiz sınav gözetmenliği gibi pek çok angarya dahil istismar edilmelerine yol açmaktadır. Özellikle yeni mezun ve deneyimi olmayan işsiz öğretmenlerimiz asgari ücret ve hatta bazı yerlerde bu ücretinde altındaki daha kabul edilemez bulduğumuz ücretlerle çalıştırılmaktadırlar. Sektörde öğretmenlerin ücretlerini kontrol eden bir mekanizma yoktur. Ücretlerle ilgili bir başka sorun ücretlerin zamanında ödenmemesidir. Çalışma koşullarının son derece olumsuz olması üstüne bir de az verilen maaşlarını dahi almakta zorluk çeken öğretmenlerimiz bazen sezon ortasında iş bırakabilmektedir. Böylesi bir sorunla karşılaşmak istemeyen özel eğitim kurumları yöneticileri, sözleşme yaparken öğretmene boş senet imzalatmaktadırlar. Aslında suç teşkil etmekte olan bu durum öğretmenleri seçeneksiz bırakmaktadır. Özel okul haricindeki özel öğretim kurumlarının hemen hemen birçoğu, öğretmenlerin ücretlerini sözleşmede gerçekte olduğundan daha düşük, hatta asgari ücret olarak gösteriyor, bu tutarı banka hesabına yatırıyor, primleri bu gerçek dışı tutar üzerinden ödüyor, geriye kalan tutarı elden veriyor. Ayrıca özel sektördeki öğretmenlerimizin ücretlerini kontrol eden bir mekanizma acilen oluşturulmalı ve bu mekanizma acil bir şekilde Eylül döneminde tüm öğretmenlere ödenmesi gereken “Eğitim-Öğretim Ödeneği”nin ödenip ödenmediğini kontrol etmelidir. Resmi tatillerde yasak olduğu halde çoğu özel kurumda öğretmenler çalıştırılmakta ve fazla mesai ücreti ödenmemektedir. Ders saati ücretli veya maaş karşılığı çalışma koşulları mevcut olduğu için maaş karşılığı çalışan öğretmenlere yükleyebildikleri kadar ders veya iş yükleyen dershane/etüt merkezi müdürleri; ders saati ücreti karşılığında çalışan öğretmene mümkün olduğunca az ders vermekte, öğretmenlerimizin üzerinden maksimum kar yapmaya çalışmaktadır.


Başta öğretmenevleri olmak üzere diğer tüm kurum ve kuruluşların da kamu-özel sektör öğretmen ayrımı yapmaksızın tüm öğretmenlerimize hizmet sunması gerekmektedir. Bazı öğretmenevleri özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerimize “Üye” yani öğretmen tarifesi uygularken kimilerinin uygulamaması düşündürücüdür. MEB bununla ilgili tüm öğretmenevlerine bir genelge yazarak o öğretmenlerimize de aynı hizmetin sunulmasını rica etmelidir. 


Mezunlar çoğalmakta ve buna bağlı olarak işsiz öğretmen sayısı her geçen yıl adeta binleri bulan sayılarla artmaya devam etmektedir. Atama sayısı oldukça yetersiz iken üstüne bir de sürekli yeni mezun sayısı eklenince süreç içinden çıkılmaz bir hal almaktadır. Atama talebine ilişkin sayıyı yükseltmek önümüzde acil bir görev olarak durmaktadır. Ancak bununla birlikte özel öğretim kurumları gerçeği var olduğu sürece burada çalışanlar da olacaktır. Dolayısıyla özel öğretim kurumlarında çalışan on binlerce eğitim emekçisinin çalışma koşullarının insani bir düzeyde olması için; daha adil bir ücret, iş güvencesi, hastalık izni, onur kırıcı çalışma şartlarının ortadan kaldırılması için bir çalışma standardının oluşturulması, MEB’nın bu isteklerin gerçekleştirilmesi için gerekli düzenlemeleri yapmasını ve sonrasında da bunun denetimini düzenli yapmasını talep ediyoruz.


Dershanelerin kapatılması kararının ardından Özel Öğretim KurumlarıKanununa eklenen bir madde ile dershane öğretmenlerinin, Milli Eğitim Bakanlığına sınavsız olarak öğretmen olmalarının yolu açılmıştır.Kadroya atanmak isteyen öğretmenlerin dershanelerdeki sigorta primi ödenmiş çalışma süresi en az altı yıl olması" gerekmektedir. Bu yolla 657’li olan öğretmenlerimizi tebrik eder, diğer tüm öğretmenlerimizin de en yakın zamanda atanmasını ümit ederim. Devlet ya da özel sektör çalışanı fark etmeksizin tüm öğretmenlerimizin haklarının korunabilmesi temennisiyle saygılarımı sunarım.

Yorumlar (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleler Tümü
MEB TAYİN SÜREÇLERİNDE ŞU HUSUSLARA DİKKAT ETMELİDİR

Mehmet Güleç yazdı 10.5.2019 20:45:38

MEB TAYİN SÜREÇLERİNDE ŞU HUSUSLARA DİKKAT ETMELİDİR

ÖĞRENİM İZNİ İNİSİYATİFE BIRAKILAMAZ

Mehmet Güleç yazdı 3.3.2019 12:48:06

ÖĞRENİM İZNİ İNİSİYATİFE BIRAKILAMAZ

ZORUNLU HİZMETE TEŞVİK UNUTULMAMALIDIR

Mehmet Güleç yazdı 16.1.2019 18:26:49

ZORUNLU HİZMETE TEŞVİK UNUTULMAMALIDIR

2023 EĞİTİM VİZYONUNA COĞRAFYA ELEŞTİRİSİ

Mehmet Güleç yazdı 12.12.2018 17:50:14

2023 EĞİTİM VİZYONUNA COĞRAFYA ELEŞTİRİSİ

24 KASIM MI DEDİNİZ?

Mehmet Güleç yazdı 16.11.2018 20:08:28

24 KASIM MI DEDİNİZ?

İL VE İLÇE EMRİ UYGULANMALI VE BU KONUYA KALICI ÇÖZÜM BULUNMALIDIR

Mehmet Güleç yazdı 28.8.2018 19:36:40

İL VE İLÇE EMRİ UYGULANMALI VE BU KONUYA KALICI ÇÖZÜM BULUNMALIDIR